Home / Uncategorized / Çanakkale açıklarında 30dan fazla deprem: Nasıl bir mesaj veriyor? Uzman isim, 6 ilçeye dikkat çekerek uyardı

Çanakkale açıklarında 30dan fazla deprem: Nasıl bir mesaj veriyor? Uzman isim, 6 ilçeye dikkat çekerek uyardı

Çanakkale açıklarında 30’dan fazla deprem: Nasıl bir mesaj veriyor Uzman isim, 6 ilçeye dikkat çekerek uyardı

Türkiye, son dönemde Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde yaşanan depremleri yakından takip ederken, bu kez Çanakkale’nin Ayvacık ilçesi açıklarında yeni sarsıntılar kaydedildi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanlığı’nın verilerine göre; cumartesi günü Çanakkale’nin Ayvacık ilçesi açıklarında, saat 21.29’da 4 büyüklüğünde deprem oldu. İlçenin yaklaşık 13.93 kilometre açığında, yerin 8.33 kilometre derinliğinde kaydedilen depremin ilk belirlemelere göre herhangi bir olumsuzluğa yol açmadığı bildirildi.

Bu depremden sonra ise 30’dan fazla mini bir deprem fırtınası yaşandı ve hala devam ediyor. Bu gece yine aynı bölgede 3,5 büyüklüğünde bir deprem daha meydana geldi.

Bölgedeki depremin büyüklüğü ve derinliğinin, o yörede beklenen normal sismik aktiviteyle uyumlu olduğunu belirten Prof. Dr. Süleyman Pampal, depremin “olağan” sayılabileceğini ifade etti ama tehlikelere de dikkat çekti.

‘İKİ FAY KOLUNUN BATI UÇLARINDA KALAN BİR GEÇİŞ BÖLGESİ’

Prof. Dr. Pampal, Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun kuzey kolunun batı ucu ile güney kolunun batı ucunun kesiştiği alanın bu bölgede yer aldığını hatırlatarak, “Her iki kol da aktif ve deprem üretmeye devam ediyor. Söz konusu alan, güney ve kuzey kolların batı uçları arasında kalan bir geçiş bölgesi niteliğinde” dedi.

Ana yıkıcı bir fayın doğrudan bu bölgeden geçmediğini vurgulayan Pampal, buna karşın güneybatıya doğru devam eden tali fay hatlarının bulunduğunu söyledi. Bu nedenle bölgede zaman zaman hissedilen depremlerin sürpriz olmadığını belirten Prof. Dr. Pampal, “Bu tür depremler olağan karşılanmalıdır” ifadelerini kullandı.

BÖLGENİN YAKIN ÇEVRESİNDE YAŞANAN YIKICI DEPREMLER VAR

Prof. Dr. Süleyman Pampal, bölgenin çevresinde tarih boyunca kaydedilmiş önemli sarsıntıları da hatırlattı. Edremit Körfezi’nde 1944 yılında meydana gelen 6,7 büyüklüğündeki deprem, bölgenin en yıkıcı olaylarından biri olarak kayıtlara geçmişti.

Aynı şekilde bölgeye yakın Midilli Fayı üzerinde de büyük depremler yaşandığını belirten Prof. Dr. Pampal, 1865’te 6 ile 7 arasında olduğu tahmin edilen ve yıkıcı etkisi bilinen sarsıntıları örnek gösterdi. Daha yakın tarihlerde ise 2021’de bölgede 5 civarında depremler meydana geldiğini söyledi.

Doğuya doğru gidildikçe de önemli deprem örnekleri bulunduğunu aktaran Prof. Dr. Pampal, 1953 Yenice depreminde 7’nin üzerinde bir büyüklüğün, ardından 1970’li yıllarda Gönen’de 6,8’lik bir depremin yaşandığını hatırlattı. Bölgenin kuzeyinde ise 1912 Mürefte depremi dikkat çeken bir diğer tarihsel olay olarak öne çıkıyor.

MİNİ BİR DEPREM FIRTINASI YAŞANIYOR

Yaşanan depremin ardından bölgede büyüklüğü 1-2,5 arasında değişen 30’dan fazla sarsını oldu ve olmaya da devam ediyor. Hatta bu gece yarısı 3,5 büyüklüğünde bir deprem daha oldu. Bu sarsıntılar nasıl bir mesaj veriyor?

Bu küçük depremlerin daha büyük bir depremin habercisi olmadığını söyleyen Prof. Dr. Süleyman Pampal, “Tali faylar 4-5 büyüklüğüne kadar deprem üretebilir. Biraz daha doğuya, Biga gibi bölgelere doğru gidildikçe 6-7 büyüklüğünde depremler mümkündür. Eğer kuzey ve güney kolda doğrudan bir deprem olursa Ayvacık ve çevresi ciddi hasar görebilir. Ancak şu an için böyle bir tehlike yok. Bölge zaten hareketli” ifadelerini kullandı.

Ayvacık’a en yakın etkili fayın Edremit Körfezi’ndeki fay hattı olduğunu söyledi. Bu fayın tarihte yıkıcı depremler ürettiğini hatırlatan uzman isim, “Ayvacık açıkları için en dikkat edilmesi gereken yer Edremit fayıdır. 1944’te burada yıkıcı bir deprem meydana geldi” ifadelerini kullandı.

Çanakkale açıklarında 30’dan fazla deprem: Nasıl bir mesaj veriyor Uzman isim, 6 ilçeye dikkat çekerek uyardı

EN TEHLİKELİ ALAN BANDIRMA-GEMLİK-İZNİK-GEYVE-PAMUKOVA HATTINI TAKİP EDEN FAY

Bölgede 30’tan fazla deprem olunca, sosyal medyada pek çok kullanıcı Sındırgı depremiyle bağlantılı olabileceği yönünde yorumlar yaptı. Bunun gerçekliği var mı?

Prof. Dr. Süleyman Pampal, bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını söyledi. Pampal, “Bu bölge Sındırgı’dan oldukça farklı bir jeolojik yapıya sahip ve oraya da uzak. Dolayısıyla bu depremi Sındırgı fay hattıyla ilişkilendirmek doğru değil” ifadelerini kullandı.

Bölgedeki en kritik hatların tamamen başka bir yerde bulunduğunu vurgulayan Pampal, özellikle Bandırma-Gemlik-İznik-Geyve-Pamukova hattı üzerinden Sakarya’nın doğusuna, Akyazı’ya doğru uzanan fay kolunun şu an için en tehlikeli alanlardan biri olduğunu belirtti.

Pampal, “İznik’te 1065 yılında 7 büyüklüğünde yıkıcı bir deprem meydana geldi. Bu fay o günden bu yana kırılmadı. Yaklaşık 900 yılı aşkın süredir enerji biriktiriyor” dedi.Bu nedenle söz konusu hattın günümüzde Türkiye’nin en riskli bölgelerinden biri olduğuna dikkat çeken Pampal, “Bu fay, 7 ile 7,5 büyüklüğü arasında deprem üretme potansiyeline sahip. Uzun süredir suskun olması da riskin yüksekliğini artırıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Çanakkale açıklarında 30’dan fazla deprem: Nasıl bir mesaj veriyor Uzman isim, 6 ilçeye dikkat çekerek uyardı

GEMLİK’E DİKKAT! ‘TÜRKİYE’NİN EN KRİTİK YERLEŞİMLERİNDEN BİRİ’

Prof. Dr. Süleyman Pampal, bölgenin deprem riskiyle ilgili sorularıma yanıt verirken özellikle Gemlik için ayrı bir parantez açtı. Pampal, “Gemlik, riskin en yüksek olduğu yerleşimlerden biri. Buradaki yapı stokunun çok ciddi biçimde incelenmesi gerekiyor. Fayın enerjiyi biriktirdiği ortada, ayrıca Gemlik’in zemininin de oldukça kötü olduğu biliniyor” dedi.

Aynı riskin İznik için de geçerli olduğuna dikkat çeken Pampal, 1065 yılındaki büyük depremi hatırlattı: “O depremde İznik’teki bazilika yıkıldı ve su altında kaldı. Bugün hâlâ su altında ve bu konuda çalışmalar yürütülüyor. İznik’in bir kısmının o depremle suya gömüldüğünü biliyoruz. Bu da bölgedeki tarihsel yıkıcılığın bir göstergesi.”

Pampal, bölgede yeniden deprem beklendiğini ancak zamanının öngörülemeyeceğini belirterek, “Bu faylar uzun süredir enerji biriktiriyor. Elbette zamanını bilemeyiz ama dikkatli olmak ve hazırlığı ciddiye almak gerekiyor” uyarısında bulundu.

Bölgedeki tehlikeyi artıran bir diğer hattın ise Bursa Ovası’ndan geçen Bursa Fayı olduğunu söyleyen Pampal, “1855 yılında bu fay üzerinde iki büyük yıkıcı deprem yaşandı ve ikisi de 7’nin üzerindeydi. Bursa’nın bu tarihsel deneyimi, riskin bugün de devam ettiğini gösteriyor” dedi.

BURSA VE ÇEVRESİNDE YAŞANAN DEPREMLER, FAY HATTINDAKİ STRESİ HİÇ Mİ AZALTMIYOR?

Prof. Dr. Süleyman Pampal, “Büyük bir depremle kıyaslandığında, bu küçük sarsıntılar hiçbir şey. Ancak bu depremler, stresi azaltmanın ötesinde bize bir mesaj veriyor. ‘Bu fay aktif, zamanı geldiğinde kırılacak’ demek istiyorlar” ifadelerini kullandı.

Pampal, “Ne zaman kırılacağı, fayın enerjiyi kırılma direncini aşacak kadar biriktirmesine bağlı. Bölgede yeterli enerji birikmiş potansiyel faylar var. Türkiye ne yazık ki böyle bir coğrafya üzerinde yer alıyor” diyerek, yapı stoğunun güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir